Ne fabrikalarda üretilen Aselsan'ın STAMP'i kadar  yakışıklı, nede Yüksel  Savunma Sanayi'nin NÖBETÇİ'si  kadar küçüktür. O, bir hurdalıktan imkansızlıkların  imkan  vermediği bir teknoloji ile üretilmiştir. Buna  rağmen  onlarla  kıyaslanacak GÜÇTEDİR. Bir çok projem var ama bu proje hayatımın en  ciddi projesi... Çünkü bir silah, hataya imkan vermez,  benim için çok ayrı bir yeri var..... 2004 yıllarıydı bir film izledim, 1997 yapımı Bruce  Willis'in başrollerini oynadığı Çakal (Jackal) O sahne belki aklınıza gelmiştir hani şu  bilgisayardan kontrol edilen bir silah var, o uzun metraj  filmin etkisinde kaldığım tek sahne o silahtı benim 🙂  Kafamda sürekli o sahne adeta nöronlarımı ateşliyordu,  yıldırımlar çakıyordu kafamda bende yapabilirmiyim  acaba diye sorgulayıp duruyordum kendi kendime..... Herşeyi yapacağıma inancım hep sonsuz ama bu bir silah, tek başına olmaz! Amatörce birşey hiç olmaz. Başarının sırrı hep inanmakta..... 2005 yıllarıydı kağıt üzerinde karalamaya başladım, sayısız bir çok şekiller, kağıtları buruşturup buruşturup olmaz öyle şey dediğim çok olmuştur. Tasarım görünüş itibariyle yakışıklı bir şey olmalıydı çünkü bana keyif verecek ilham alacağım bir başlagıç peşindeydim. Projenin devamını ancak bu şekilde getirebilirdim. Kendi kendimi gaza getirerek 🙂 Kızıp duruyordum kendime, şekilciliği çok severim ama Allah bu konuda beni eksik kılmış, şekil konusunda hep başkalarından yardım istemişimdir. Hayatım boyunca ne yaptığım prototipler nede yazdığım yazılımlar hiç biri göze hitap etmiyordu, ama işlevi açısından eşi olmayan projelerdi. İnsanlara bunu anlatmak zor maalesef, o işten anlamayan birine gösterdiğimde eleştiriler yağıyordu üzerime, sinir oluyordum haliyle 🙂 Yahu işlevine bak şunun, nedir bu şekilcilik 😛 Neyse robotun tasarımını yapmaktan vazgeçtim, nasıl olsa buluruz bir yolunu yordamını diyerek elektronik ve yazılım üzerinde çalışmalara başladım, bari burdan tuttarayım diye.... Tabi ozamanlar böyle bir silah yok piyasada, kimsenin dilinde yok böyle bir proje, hadi Murat patlacaksın bombayı diye diye zorluyordum kendimi. Gerek yazılım testleri gerek simulasyonlarla her gün bir algoritma ekleye ekleye çalışıyordum. Sabah 8'de mesaim başlar akşam 5 olur eve gider projemin başına üşüşüverirdim. Annem yemeğe kaldırana kadar canı çıkardı.. Annemle her sofraya oturduğumda projemi paylaşırdım ona, konuşurduk proje üzerinden, o bildiği kadarıyla sorular sorardı cevaplardım zevkle... Küçükken, ilk okul 2 yılları bir laf etmişim, Annem hep onu hatırlatır bana, hatırlarımda ; " Anne, bir gün birşey yapacağım herkez beni konuşacak, bak göreceksin !! " Boyumdan büyük laf etmişim, kendim bile şaşıyorum 🙂 Neyse Balıkesir'de görev yapıyorum o sıralar, projemin bitmeye yakın son demleri, tasarım aklıma geldikçe karnıma ağrılar giriyor, çünkü o gün yaklaşıyor tekrar, karalamalar :S Hakkari Şemdinli'ye tayin oldum, ilk sene çok yoğundu, askeri konulara girmeyim v.s.... İkinci sene yazılım ve elektroniği uygulamaya başladım, elektronik kartı oluşturdum ve yazılımı işlemciye gömdüm, projenin beyni bitti her şey hazır sadece vücut eksikti... Robotun tasarımı için bir kaç deneme yaptım olmadı, bir kaç çizim v.s. tutmadı. Sinirlerim iyice gerildi, çıkmıyordu şase... Şekilciliği bıraktım artık ne olursa kabulümdü ama oda olmuyordu 🙁 Çünkü elde bulunan malzeme ve imkan Balıkesir'deki gibi değildi, Balıkesir'de görev yaptığım dönemlerde düşündüklerimi Şemdinli'de düşünemiyordum çünkü malzeme yok, imkan yok, çok sinir bozucu 🙁 Şemdinli'de bir akşam PKK tarafından taciz edildik, taburumuz anında karşılık vererek bozguncuları geri püskürttü.. O akşam yatarken şimdiye bitmiş olmalıydı ve bu robotla o bozguncuları alt etmeliydim diye diye dönüp duruyordum yatağımda. Çok dua ettim "Allah'ım bana ilminden bilminden sadece bir toplu iğne ucu kadar ver, şu projeyi bitirmeme yardım et" diye. Allah sanırım yakarışları duydu ve sabah oldu...... Sabah kalktığımda rutin bir kahvaltı ve ardından yoğun bir mesai yaparken kafama balyoz gibi çakan bir fikir.... ve herzamanki gibi koşarak tuvalete 🙂 Çünkü aklıma birşey geldiğinde hemen tuvalete giderim 🙂 Türk tezi, sanırım psikolojik 🙂 Ardı ardına gelen ilham, unutmamak için kağıt ve kalem sürekli çizim hali, elde bulunan malzemeler, malzemeleri işleyecek teknik imkanlar herşey düşünülerek çizildi. Şekilcilik herzamanki gibi sıfır 🙂 Şekili önemsemiyorum artık nasıl olsa farklı bir şekille yaygınlaşabilir, projenin beynini deneyimde başka vücutta olur başka kıyafette... Meraklı askerlerimle birlikte bir gaz başladık gövdeye, kaynakçı askerim Hacı gerçekten iyi iş çıkardı, canla başla çalıştı, bir çok kez kafa patlattık nasıl yaparız diye.... Askerlerimin hepsi her gün gelip gelip beni sıkıştırıyorlar, atış yaparken görmek istiyoruz diye... Bende bir ağır davranışlarla bir gün bitecek diyorum 🙂 Aslında hepsinden çok can atıyorum. Ama acele yok tehlike yok!! Neyse gövde tamam artık, boyasını, ıvırını zıvırını bekleyemeyeceğim, varsa kusuru düzeltip sonra ilerlemeyi düşündüm, ayrıntılara daha sonra gireriz hesabı. Bir gün boyunca montajlarını, elektrik tesisatını, sinyal hatlarını ve elektronik kart yüklemelerini yaptım. Ertesi günü ilk canı verecektim çünkü bu canavara.. O gece uyuyamadım zaten... Yazılımda ufak bir animasyon yükledim, gösteri tarzında, robot bir kaç hamle bir kaç hareket yapacak, karşısına geçip sigaramı ve çayımı içecektim hesapta bu vardı.... Sabah oldu kahvaltımı yaptım bilgisayarı kurduk ve KASIRGA'ya elektriği ilk canı verdim. Beyin öğrenme beceresine sahip olduğundan ilk başlar biraz bocaladı, stop noktalarını kontrol etmeye çalışıyordu, tabi kasa hantal olunca baya bir uğraştı. Moralim bozuldu haliyle, hesapta olmayan çok büyük bir etken AĞIRLIK :S Ağır olunca güç düşük geldi, Allahtan kart koruma özellikli kendini sürekli resetliyordu, yoksa tüm emek çöpe, bir daha malzeme siparişi ver bekle ki gelsin Şemdinli'ye... Çünkü yedeklerim yoktu.... Moralimi bozmadım birkaç component değiştirdim az biraz modifikasyon ardından aynı başlangıcı tekrar verdim. Yine biraz bocaladı, stop noktalarını öğrenmeye çalıştı yaklaşık 1 saat kadar sistemin kendisini toplamasını bekledim, hep umutluydum... Neyseki bitti Artık o bir canavar, tam hayallerimdeki gibi şovunu yapıyordu... Hafızası silinene kadar 1 saatlik işgence yok 🙂 Yeterki hafıza pilini çıkarmayım yoksa tüm yaptıklarını unutuyor ve tekrar öğrenmeye çalışıyor 🙂 Herşey hayallerimdeki gibi mükkemmel bir duygu, çünkü onu ben tasarladım ve karşımda meyvesini veren bir robot vardı. 7/24 testlerini yaptım, herşey kusursuz olmalı, unuttuğum hiç bir şey olmamalı çünkü hala üzerinde bir silah yok ve o an için çok masum bir robot, her an dediğim gibi kötü bir şeye dönüşebilir. Tıpkı robo-cop 'daki gibi 😛 İşin gerçekten şakası yok ufak bir algoritma hatası üzerinde silah varken ciddi kazalara yol açabilirdi. Aklıma gelen tüm güvenlik algoritmalarını yükledim. Tam 24 adet 🙂 Tabur Komutanıma artık durumu anlattım, müsaadelerini alarak PKMS (bixi) silah ve mühimmat kutusu yüklemesini yaptım. Kuru tetik çalışmaları yaptım sorun gözükmüyordu. Artık atışlara başlamalıydım, sabırsızlanıyordum ama bi o kadarda korkuyordum... Ya kontrolü kaybedersem, silah ateş ederken dönmeye başlarsa :S Elim kolum titriyor adeta 🙂 Neyse ki Tabur Komutanım ve Bölük Komutanım o cesareti bana verdiler ve ilk atış için tüm hazırlıklar tamam. İlk başlarda joystick yoktu, Mouse yardımıyla yapıyorduk hedeflemeyi.. Elim titriyor yapamıyorumki :S Bölük komutanım aldı elimden mouse-yi tarif ettim şuna bas buna bas v.s. Derken hedeflendik ve bir tık..... PAT PAT PAT PAT hepsi hedefte 🙂 Adeta dondum kaldım, etraftaki herkes bana bakıyor, ne diyeceğimi bilmiyorum... Daha ilk atıştı çünkü beklemiyordum açıkçası, hata çıkacak düzelteceğim diye beklerken... SIFIR HATA, TAM İSABET Uçuyorum havalarda bulutlar, yıldızlar, ay, mars v.s. 🙂 Yazımı tamamlayım artık gerisi ince işçilikler, mermi dolduruş aparatı, boyama, kaportalama v.s. Son hali zaten videodaki gibi...... Telif hakkı ve ilerideki projelerimde bazı özelliklerini kullanacağımdan dolayı fazla özelliklerinden bahsedemiyorum. Robot üzerine 1 ağır makineli 1 hafif makineli silah alabiliyor, istendiğinde bunlar uyumlu bir kombinasyon ile hedefi resmen dağıtabiliyor... Termal kamerasından, lazer metreye kadar bir çok donanım yüklenebilir.. Bunlar çok büyük özellikeri doğurmaktadır. Kurşun geçirmez bir gövdeye sahip, maşallahı var çok ağır 🙂 Robot yarı otonom çalışmaktadır, kesinlikle kendi başına bir işe kalkışmaz, kullanıcısının yardımına ihtiyaç duyar, onu uyarır, yönlendirir.. Kısaca sınır güvenliğinde gerçekten çok işe yarayacak bir robot, tabiki fabrika ayarında toplama imkanı tanındığı sürece... Şimdilik bu yazımı burada sonlandırarak sizi tanıtım videosu ile başbaşa bırakıyorum 🙂